10 Kasım 2011 Perşembe

başlık

"inşallah çarpar da kurtulurum bu hayattan" diyerek otomatik kapılı otobüsün basamağında duruyordu genç adam. sakalı birkaç günlüktü. son otobüs boştu. boştu derken bir elin parmakları kadar insan vardı. şoförün beynin siken bıyıklı adam, konfeksiyoncu kız, iki tane bıçkın delikanlı ve at yarışı çalışan göbekli insan, otobüsün demirbaşları gibi oturuyorlardı öylece.

aşağı-yukarı 30 dakika sürdü otobüs yolculuğu. köprülü kavşakları, köprüyü ve kavşakları geçti koca araç ama ben istediğim yerde değildim. istediğim yer diye bir yer var mıydı, onu da bilmiyordum.

çok soğuktu hava. kuru soğuğu severim ama bu ne amına koyim! kendini çok soğuk zannediyor atmosfer. ulan atmosfer, sen bizimle taşak mı geçiyorsun?

neyse, neden bilmiyorum ama karaköy'deyim. namlı duruyor öylece, yanında güllüoğlu. iskeleye gidiyorum. durun sakin olun! vapura falan binmiyorum. ben zaten hiçbir yere gidemiyorum!

bere, yağmurluk, kaban gibi şeyleri üstüne geçirip balığa gelen tahminime göre 43 yaşındaki abiden sigara istiyorum. sigaraya o an başlıyorum. tadını beğenmiyorum, geri bırakıyorum. içi boş sigara mı içilir abi!

evet, nerede kalmıştık? ismail abi demişti ya hani, "o gelecek bir gün gelecek" diye. beklemeyin boşu boşuna çünkü o gemi gelmiyor. siz en iyisi yüzmeyi deneyin.

neşet ertaş olmasaydı biz ne yapardık?

1 yorum: