Beşiktaş’ı nasıl bir sezon bekliyor? Bu beş kelimelik cümle, çok fazla anlama ve üstüne düşünülüp yazılacak şeylere gebe. Hem de geride kalan zamanda oynanan resmi maç sayısının iki olmasına rağmen.
Nereden başlamalı? Transferler en doğrusu sanıyorum. Beşiktaş’ın geçen sezon herkes tarafından yüksek sesle dile getirilen bir “yerli kalitesi” sorunu vardı. Bunu gidermek adına doğru hamleler yapıldı. Trabzonspor’dan Egemen, Adanaspor’dan Ersan, Gençlerbirliği’nden Mustafa Pektemek bu operasyonun en önemlileri gibi duruyor. Bu futbolcuların yanı sıra Rapid Wien’den Veli Kavlak ve Tanju Kayhan ile Bayer Leverkusen’den gelen Burak Kaplan, Süper Lig takımlarının her transfer döneminde yaptıkları gurbetçi vurgununa bir örnek. Bir de “Yeni Tuncay Şanlı” olarak lanse edilen, Tavşanlı Linyit’ten gelen Mehmet Akyüz var.
Bu transferler kaliteyi yükseltti mi, göreceğiz. Şu ana kadar izlediğimiz Beşiktaş’ta, Egemen, Mustafa ve Veli takımı monte edilmiş gibi duruyor. Kamp zamanın övgüyle bahsedilen Tanju Kayhan’ın ismi ise UEFA’ya bildirilmedi. (Ama Atletico Madrid’den gelen Julio Alves ayağının tozuyla listeye üst sıralardan girdi.)
Dış transferde ise geçen sezondan kendi evladı Manuel Fernandes’in bonservisini alan Demirören Yönetimi’nin en doğru işi bu gibi duruyor. (Bebe sakatlandığı için onu sayamadım) Benficalı Sidnei’nin sağlam duruşu göze çarpıyor fakat beş kilo verse rahatlayacak sanki. Beşiktaş’taki “Portekiz yapılanması”nın son ismi Atletico’dan gelen Alves. Kimse ne yaptığını bilmiyor. Schalkeli Edu’ya izninizle girmiyorum bile. Mustafa Pektemek bana göre kendisinin karesini alabilir.
Şike soruşturması, Tayfur Havutçu ve Carvalhal
3 Temmuz’da başlayan şike soruşturması Beşiktaş’ı da vurmuştu. Kazanılan Türkiye Kupası’na kim ne derse desin gölge düşmüştü. Söz konusu İstanbul BB maçı öncesinde şike faaliyetleri yürüttükleri iddia edilen Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu tutuklandı. Takımın başına Demirören’in canı ciğeri konumundaki isim olan Jorge Mendes aracılığıyla Carlos Carvalhal geldi. 45 yaşındaki Portekizli’nin (aslında belirtmeye gerek yoktu) Beşiktaş’a gelmeden önce 12 takım çalıştırdığını da not düşelim. Bu bilgiden sonra ne desek laf-u güzaf. Neler yapacağını göreceğiz fakat fazla umut ışığı alamıyor; basın, taraftar ve camia.
Hay bin fon!
Kimsenin duymadığı ve görmediği şeylere alışkın olan Beşiktaşlılar, bu dönemde bir de fon denen ucubeyle tanıştılar. Önce Almeida geldi bu yöntemle. Sonra Almeida’nın fondaki hakları için görüşmelere başlandığı açıklandı. Sonrasını ben takip edemedim çünkü kısa adı KAP, uzun adı ise Kamuyu Aydınlatma Platformu olan şey beni aydınlatmıyor, tam tersi kafamı daha çok karıştırıyor.
Necip, Muhammed ve Atınç’ın haklarının yarısının fona devredilmesi konusu var ki, o ayrı bir yazı olur. Böyle bir şeyi düşünmek bile rezalet.
Kimsenin duymadığı ve görmediği şeylere alışkın olan Beşiktaşlılar, bu dönemde bir de fon denen ucubeyle tanıştılar. Önce Almeida geldi bu yöntemle. Sonra Almeida’nın fondaki hakları için görüşmelere başlandığı açıklandı. Sonrasını ben takip edemedim çünkü kısa adı KAP, uzun adı ise Kamuyu Aydınlatma Platformu olan şey beni aydınlatmıyor, tam tersi kafamı daha çok karıştırıyor.
Necip, Muhammed ve Atınç’ın haklarının yarısının fona devredilmesi konusu var ki, o ayrı bir yazı olur. Böyle bir şeyi düşünmek bile rezalet.
Nasıl bir sezon geliyor?
Play-off’lu bir lig için hiçbir taraftarın heyecan beslediğini düşünmüyorum. UEFA’da Kara Kartal’ın grubu zor ama yine ikincilik için en büyük aday. Sonrası Allah kerim!
Aslında kapanış için söz yine dönüp dolaşıp “şike” mevzularına gelecek. Ligin büyük bölümünü askerde geçirip oradaki tek eğlencesinin Er Gazinosu’nda Beşikaş maçı izlemek olacağını düşleyen benim, artık böyle bir derdi bulunmuyor. Beşiktaş’ın sağduyulu birçok tarafarının da benim gibi tadı kaçmıştır sanıyorum.
Play-off’lu bir lig için hiçbir taraftarın heyecan beslediğini düşünmüyorum. UEFA’da Kara Kartal’ın grubu zor ama yine ikincilik için en büyük aday. Sonrası Allah kerim!
Aslında kapanış için söz yine dönüp dolaşıp “şike” mevzularına gelecek. Ligin büyük bölümünü askerde geçirip oradaki tek eğlencesinin Er Gazinosu’nda Beşikaş maçı izlemek olacağını düşleyen benim, artık böyle bir derdi bulunmuyor. Beşiktaş’ın sağduyulu birçok tarafarının da benim gibi tadı kaçmıştır sanıyorum.
Ya, arkadaşlar, biz acaba bir daha o yolları aynı hevesle yürür müyüz?
*Bu yazı, 8 Eylül 2011'de Eurosport.com Türkiye'de yayınlanmıştır.
0 yorum:
Yorum Gönder