12 Mayıs 2011 Perşembe

Hepsi bu

Bana baktığı zaman muzaffer bir komutanı görür gibi oldum. Aslına bakarsanız ben bu yaşıma kadar muzafferi geçtim hiç komutan bile görmemiştim. O bakışlara, o betimlemeyi yakıştırdım sadece, hepsi bu. Geldi yanıma, oturmadı. Hep otururdu oysa ki. Faşist bir sorgu memuru gibi tepemde dikiliyordu. Sokağın lambası, sorgu ışığı oldu.

Etrafta çok fazla ışık kaynağı vardı. Işıklardan sonrası, AK Parti'nin reklamlarının sonundaki kalbimiz kadar tertemiz bir sayfayı andırıyordu. Ak görünüyordu ama sonu kapkaraydı bu gecenin. Sigara uzattı, oralı bile olmadım. "Boş sigara içmezdin" dedim, benden daha fazla oralı bile olmadı, ama yanıma oturdu.

Anlattı, anlattı ve anlatmayı kesti. Gün ağarmıştı. Yaklaşık sekiz senedir günün ilk otobüsü olan 500t geçti önümüzden, hemen arkasında poğaçacı. "İster misin?", diye sormadan üç tane aldım. Çok sıcaktı mamuller. Çok uzaklaşmadan üç tane daha aldım. Hiç sormadan, üç tanesini önüne çekti.

Ve, o da gelmişti. 'Varoş' olarak anılan aşağı mahallenin en güzel kızı... Yanımdaki ona hastaydı, ben onunla ilgili hayal bile kurmamıştım. Sekreterdi bir yerde. Mahallenin statüsü en yüksek kızıydı. Akranlarının ulaştığı en yüksek mertebe, konfeksiyon atölyesinde ustabaşı olmaktı. Ustabaşı olmaları için elbet bir başa oturmaları gerekirdi, o da farklı bir mevzu.

Çok uzaktı işi ve günün ilk otobüsünden hemen sonra kalkan belediye otobüsüne bindi. ilk otobüsün, özel halk otobüsü olmasına hep içerlenmişti, küfür ederdi, içinden. Bir de, onlar gibi konfeksiyoncu olmayan kızların bakışını görünce küfür ederdi, dışından. 24 yaşındaydı ve 24 yaşında ölecekti. Son ütücü olan abisinin bali çekip, bol bol cigaralık yuvarladığı bir gecede, odasına girdiğinde anlamıştı tecavüzün kaçınılmaz olduğunu. O, hiçbir şeyden zevk almadığı için, kaçınılmayan tecavüzden zevk alması gerektiğinden de haberi yoktu, direndi. Direndi, abisi daha da direndi. Gözü dönmüştü orospu çocuğunun, öldürdü kardeşini, evdeki ütüyle kafasına çok vurdu. Milyon tane böceği bir kerede öldürebilecek darbeden yaklaşık 18 tekrar yaptı. Öldürdü.

Aşağı yukarı 30 yaşındaydı yanımdaki adam. Halı sahada yapılan akşam maçına çağrılan, kısa futbol kariyerinde sürekli defans oynayan, maçta ortam gerilince, "Hadi beyler, yarın iş var" diyen bir adam gibiydi fiziği; 'hafif' toplu. Topluydu ama topun fazla oyunda olmadığı bölgelerdeydi sürekli.

Karısı terk edeli üç mevsim geride kalmıştı. Parkta yatıyor, ne yeyip, ne içtiği hakkında kimsenin fikir yürütemiyordu ama kimse onu öksürürken bile görmemişti. Aşağı yukarı 89 kiloydu, parkta ölü bulunduğu zaman. Esnafın dediğine göre, tinerciler öldürmüştü. Para çıkar umuduyla bıçaklamışlardı, 30 yaşında ve 89 kilo olan adamı. Çok iyi İngilizce konuşurdu, ama kimse onu İngilizce konuşurken görmemişti. Genelde, bilinmeyen bir dilde ıslık çalmayı tercih etti, kimine göre uzun, kimine göre kısa, annelere göre, "daha gencecik", babalara göre, "askerlik çağı geride kalmış", adam.

Mutfağa geldim. Peynir sapsarıydı çünkü iki haftadır üstü açıktı. Cabrio beyaz peynirdi artık o. Diğerlerinden bir farkı vardı. Sekreter kız ya da aşağı yukarı 89 kilo olan adam gibi.

Hepsi bu.

1 yorum: