Yaklaşık 3 senedir olduğu gibi eve dönerken yine cebimde sadece yol parası belki bonus olarak teselli iddaa kuponu yapacak kadar minimum bir meblağ vardı. Cepte ne varsa onunla eğlenmeyi gençlik yıllarımın başında Pub Yuvadır blogunun yaratıcısının yanında staj yaparak öğrenmiştim. İdmanlıydım hani. Güneş, bir deveyi bile usandıracak kadar yakıyordu. Ramazanın gelişiyle dilencilerin ajitasyon cümleleri daha vurucu geliyordu kimi insanlara...
Eve geldiğim zaman iTunes'da arabesk tınıları yükseliyordu. Camın önünde birkaç kuş. Onlara da güzel gelmiş tabii ki arabesk. Hakan Taşıyan'dan, Müslüm Gürses'e, Orhan Baba'dan, Güllü'ye kadar uzanan bir yelpaze açmışım, serinletiyorum kuşları.
Bu yaz İstanbul'u bekliyoruz dostlar. Doğuda Çekmeköy, batıda Silivri'ye gittim en uzak.
Kırmızı Tuborg için. İyi kafa yapıyor.
Aşık olun bir de, o daha güzel kafa yapıyor.
vay anasını, özlemişiz yahu... güzel olmuş, hamlamak falan hikaye :)
YanıtlaSilKırmızı Tuborg: Belalı birası.
YanıtlaSilArabesk için yorum yok, bir şeyler deyip de sevgili Fazıl Say'ı kızdırmayalım şimdi :)
Jayne: Yok yok, hamlamışım. :)
YanıtlaSilbellatrix: Fazıl Say'ı da dinlerim, en damar arabeskleri de. Ama kendisini "içimde öyle güzelsin ki onu kirletmeyeceğim seninle" deyip Twitter'da unfollow ettim. :)
gidenlere de üzülün , o daha da güzel kafa yapıyor.
YanıtlaSil